Bu girişi herşeyden önce harika bir etaptı diyerek yapmam gerekiyordu ancak yazının yaklaşık bir hafta kadar gecikmesi hem girişi hem de içeriği oldukça değiştirdi.Dün itibariyle turun son etabını da geride bıraktığımız için yazıya genel bir tur değerlendirmesi de eklemeyi uygun gördüm.
Bu yıl Türkiye Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu için kuruluşunun ardından ikinci bir dönüm noktasıydı.Parkurun ters katedilmesi bir çok bisiklet otoritesi ve izleyici tarafından zaten son yıllarda dile getirilen bir opsiyondu.Üstüne bir de tırmanış etabı eklenmesi turun son yıllarda zaten artmakta olan prestijini daha da yukarıya taşıdı.Geçtiğimiz 3 sezonda Giro hazırlıkları kapsamında Pro Tour takımlarının domestiklerini ve bazı iyi sprinterleri Tour of Turkey'de izleme şansı yakalamıştık.Bu sezon bunlara Matthew Gos, Robie McEwen, Alexandre Vinokourov gibi isimlerin de katılmasıyla tur UCI takviminde World Tour düzeyinde olmayan en prestiji bir haftalık turlar arasına adını yazdırdı.
Tüm bu gelişmeler biz bisiklet tutkunlarını heyecanlandırmaya yetip de artan faktörlerdi.Aynı heyacanla ben de bir kaç ay öncesinden turu yerinde takip etmek adına bazı planlar yapmaya başladım.İlk planlar tüm turu takip üzerine olsa da sadece Alanya - Antalya arası koşulan 2.Etap'ın finihsinde yer alabildim.23 Nisan sabahı Alanya'dan etabın startıyla birlikte internet ortamından takip etmeye başladım.Eurosport'un canlı yayına girmesiyle beraber pelotonun Antalya'ya yaklaşmasını izlemek heyecan katsayımı oldukça arttırdı.Bir gün önce Maxim Iglinskiy'nin Liege-Bastogne-Liege zaferini onurlandırmak adına takım arkadaşı Alexandre Vinokourov'un yaptığı kaçış oldukça anlamlı ve keyif vericiydi.Peloton'un Aspendos yakınlarına gelmesi, benim için bir başka challange'ın başlaması anlamına gelmişti.Finishe yetişmek için Lara'dan Konyaltı Caddesine gitmek için yola çıktım ancak kentin ana arterlerinin 23 Nisan kutlamaları ve Tour of Turkey için trafiğe kapalı olduğunu hesap etmemem az kalsın sprint finishini kaçırmama mal olacaktı.Konyaaltı Caddesine vardığımda Andre Greipel, Matt Goss ve Matheo Pellucci'nin olduğu grup görüş mesafeme girmişlerdi.
Akılda kalan bahsedilmesini gerekli gördüğüm noktalar bunlardı.Bunlar haricinde bir de etap sona erip podyum seramonisi de geride kaldıktan yarım saat sonrasında yaşanan başrolünde olduğum iki trajikomik olaydan da bahsetmemek olmaz: İlkinde turun karavanından çıkan Farnese-Vini'li Davide Ricci Bitti takım aracına doğru ilerlerken birden karşımda belirdi.Bir anlık heyecanla duraklasamda ardından ''Tebrikler Davide, bir fotograf çekinebilir miyiz?'' dedim.Evet yanıtını aldığım anda Davide'in bisikletini taşımak için gelen Farnese-Vini mekanikerinin eline makinamı tutuşturdum fakat o ana kadar çektiğim 50 civarıda fotografın etkisiyle şarjı tükenmiş makinam bana bu anı layık görmedi, geriye akılda kalan tek şey Ricci Bitti'nin ''Üzgünüm Dostum, çok yorgunum ve dinlenmem gerek.'' diyerek takım aracına gitmesi oldu.
Yazı yeterince uzun olduğu için turun genel değerlendirmesinin devamını ikinci bir yazıyla tamamlayacağım.Etap için bir kapanış yapmam gerekirse organizasyon ve atmosfer nasıl olursa olsun Greipel, Goss, McEwen, Renshaw, Petacchi gibi dünyanın en iyi sprinterlerini canlı gözle izlemenin ne kadar inanılmaz bir deneyim olduğudur.Umarız ki Tour of Turkey son yıllarda ki yükselen grafiğini sürdürür ve önümüzdeki yıllarda World Tour takviminde yer alır...
Murat Özkurt


