28 Aralık 2011

2011 Bisiklet Sezonundan Notlar - Bölüm 1: Kökümüze Sahip Çıkmak ve Ustaları Anma

Bisiklet sporu açısından bir 2011 değerlendirmesi yazmak şüphesiz diğer sporlar arasından en zorlardan biri olsa gerek.Sezon her ne kadar tarihe geçecek başarılara tanık olsa da bisiklet tarihi açısından en kara sezonlardan biri olarak tarihe geçecek.Daha sezonun hemen başında aldığımız kara haber belkide bizi sezon öncesi uyarıyordu.Bu sebeplerden ötürü hem saygı duruşu olması açısından hem de zor olanı aradan çıkarmak açısından sezon değerlendirmeme bu konuyla başlamayı uygun gördüm;

HTC-Highroad Bayan Takımı'nın 23 yaşındaki sporcusu Carla Swart'ın Güney Afrika da ki bir antrenman sırasında hayatını kaybetmesi herkesi şoka uğratmıştı.Genç Swart'ın gelecekte bayan bisikletinin büyük yıldızlarından biri olması bekleniyordu.Ancak bizim gibi izleyici düzeyindeki bisiklet tutkunları, sporda gelen ölümün anlamsız boşluğunu malesef bu olayla idrak edemedik.Belki de evren bize bunun hesabını sormak istercesine Giro'da bir Modern Zaman Gladyatörü'nü daha aldı bizden.
2011 Giro'd Italia bilindiği gibi 150.yılı olması sebebiyle çok zorlu bir parkurla karşımıza çıktı.Turun 3. etabında Leopard-Trek'in genç Belçikalı sprinteri Wouter Weylandt iniş sırasında arkasını kontrol etmek isterken geçirdiği kazada düştü.Dünyanın en prestijli ikinci bisiklet turunda son yıllarda tarihte kaldığına sevindiğimiz sporcu ölümlerinden birine tanık olmaktaydık.Etabın sonunda Weylandt'ın ölümü açıklanmış ve bir sonraki gün yapılacak olan 4.etap saygı duruşu ve anma amacıyla neutralize edilmişti.4.etap için ekran başına geçtiğimizde farkettik ki zamansız gelmesininde etkisiyle spor gibi bir kavrama hiçte yakıştıramadığımız ölüm bir gerçekti.Etabın tamamında ki duygu yükü o kadar fazlaydı ki bir gün önce tanık olurken göstermediğimiz korkumuz ve öfkemiz bizim kontrol etmemiz mümkün olmadan açığa çıkmıştı ve ne tesadüftür ki etabın finişi spor algısı açısından dünyanın en örnek kentlerinden biri olan Livorno'daydı.Etap boyunca gerek izleyiciler gerek sporcular olarak kökümüze sahip çıkıyor ve borcumuzu ödüyorduk.Finişe gelindiğinde ise Weylandt'ın takım arkadaşı olan sekiz Leopard-Trek'li, aralarında da Weylant'ın en yakın arkadaşı ve antrenman partneri Garmin'li Tyler Ferrer bize hayatımız boyunca aklımızdan çıkmayacak o fotografı veriyordu.Ve o anda öğrendik boğazımıza saplanıp kalan o hissi hayatta...Ciao WW108!
Artık tüm olanları farketmiştik ve farketmenin verdiği acıyı hissediyorduk.Bisiklet dünyası hisslerine boğumuş durumdayken turun ikinci dinlenme gününde İspanya'dan gelen bir haberle sarsıldı.Movistar'lı Xavier Tondo evinde geçirdiği bir kazayla hayata gözlerini yumdu.Xavier Tondo bisiklet sporu açısından çok önemli bir sporcuydu.2010'da ilk kez katıldığı Vuelta'da genel klasman 6.lığı ve efsanevi Paris-Nice zaferi sahibi Tondo peloton tarafından saygı duyulan kimliğini asıl dopinge karşı duruşundan alıyordu.2010 senesinde e-posta adresine gelen ucuz masraflı yasaklı maddelerle ilgili bir ilanı polise ihbar etmesi ve profesyonel bisikletin karşısındaki en büyük tehdit olan dopinge karşı örnek duruşuyla hatırlayacağız Xavier Tondo'yu...

Murat Özkurt
Devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder