27 Aralık 2011

2011 Formula 1 Sezon Değerlendirmesi - Bölüm 1: Red Bull

Bu tarz sezon öncesi ya da sezon sonu analizleri yazarken bir parça heyecan ve şevkle işe başlarım genelde.Çünkü benzer diğer işlerden daha artı değer katmak için çarpıcı istatistikler, çeşitli veriler, pilot ve takım değerlendirmeleri bulmak bunların içerisinden seçmek gibi uğraşlar gerketirir.Ancak 2011 Formula 1 sezon sonu değerlendirmesi yapmak için tüm bunların gereksiz bir takım zamazingolar olduğunu idrak etmek zor olmadı.Tüm sezonu bir takım kuralların getirdiği ağır bir dominasyon ve diğer emek kahramaları olarak özetlemek mümkün.Ola ki sezon Monza’da bitse yazacaklarım yine benzer şeyler olacaktı. Bu nedenle yazının genelinde yukarda bahsettiğim zamazingolardan mümkün olduğunca az göreceksiniz.

Red Bull Racing
Sezon öncesi  testlerle başlayan süreçte Red Bull’un 2010’daki gücüne güç kattığı konusunda pekte şüphemiz yoktu.Adrian Newey temeli zaten fazlasıyla kuvvetli olan RB-6’dan eksizsiz bir RB-7 yaratmış şekilde karşımıza çıktı.Her ne kadar pilotaj faktörün önemsiz olduğu söylenen 2010’lu yılların Formula  1’in de dahi olsak geçtiğimiz sezon çok hızlı bir otomobilin az kalsın şampiyonluğu kendisinden çok daha zayıf bir araca kaptıracağına tanık olacaktık.Bu noktada bence sezonu Red Bull’un bu kadar ağır dominasyonuna uğratan faktör Christian Horner ve tabi ki Sebastian Vettel faktörü.
Christian Horner Red Bull’un F1 projesi başlamadan önce Gp2’da Arden takımının patronu olarak gözünü birkaç satılık F1 takımına çevirmişti aslında.Bu noktada tüm takım patronların zamanındaki sözleriye ‘’alıcı değil bakıcı’’ olan Dietrich Mateschitz onun Jaguar’dan yaratacağı hanedanlığın başına kuşku duymadan oturttu. F1 Racing Ocak 2006 sayısında Red Bull projesinin daha ilk senesinin sonunda Christian Horner’la yapılan bir röportajda ‘’Dietrich için çalışmak çok güzel çünkü günlük işleyişe hiç karışmaz.Resmin bütünün farklı yönleri hakkında farklı fikirleri vardır ama takımı yönetmek söz konusu olduğunda bunu hep memnuniyetle bana bıraktı.’’ sizinde aklınızda aynı şey mi var?Bu denli kusursuz yaratılan projelerde her zaman herkes kusursuz olmak zorunda değildir.Adrian Newey’nin takıma katılması da bu bağlamda gerçekleşti.Çünkü Horner ince işlerden anlamaz ama bu ince işleri o işlerde iyi olanlara havale etmekte ustadır.Bu konuda Flavio Briatore’ye ve onun yarattığı 2005, 2006 Renault sinerjisine benzer bir hava yarattığını düşünmek yanlış olmasa gerek.
Ve büyük başarının asıl aktörüne gelirsek sezon öncesinde herkes Sebastian Vettel’in şampiyonluk özgüveniyle ve geçmiş sezondan çıkardığı derslerle çok daha güçlü olacağını biliyordu.Burda asıl faktör geçtiğimiz sezon şampiyonlu elinden kaptığı Button, Webber, Alonso ve Hamilton’un ona bir kez daha şampiyonluk şansı vermeyeceği fikride olduğuydu.Ne yalan söyliyeyim bende bu dörtlünün özellikle Hamilton ve Alonso’nun Sebatian’dan daha komple birer paket olduğunu düşünenlerdenim ancak bu ikili pilotaj olarak Sebastian’dan daha iyi olsalar bilede şampiyonluğu kazanmak için gerekli olan homojen çalışma ortamı ve yüksek adanmışlık içgüdüsüne sahip olamadılar.Sezon boyunca yavaş kalma riski olduğu pistlerde dahi ilk söz hakkı hep Sebastian Vettel’in di.Çok domine bir otomobilde olması her ne kadar şampiyonluğu hafifletici gibi gözüksede araçla olan mükemmel uyumu ve gridin en kurnaz pilotlarından Mark Webber’i adeta ezmesi başlı başına bir Çifte Şampiyonun yapabileceği bir şey olsa gerek.

Murat Özkurt
McLaren değerlendirmesi yakında…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder