28 Aralık 2011

2011 Formula 1 Sezon Değerlendirmesi - Bölüm 2: Mclaren

Vodafone McLaren Mercedes
2010 sezonunu bitişiyle beraber otoriteler tarafından McLaren 2011'de Red Bull'un hızına ayak uydurabilecek baş şüpheli olarak görülüyordu.Haksız sayılmayacak bir fikirdi bu.2010'un son yarışı Abu Dhabi de ki günceleme pakediyle Mp4-25 Red Bull hızına ortak olmuş durumdaydı dolayısıyla Mp4-26'da hızı anlaşılmış bir otomobilin evrim geçirmiş versiyonu olarak karşımıza çıkmalıydı.Woking ekibi Mp4-26'yla gereken hızı yakalayabildi fakat tamamen yeni bir tasarım anlayışıyla geliştirdiği otomobili anlayabilecek süresi kısıtlı olduğundan bir McLaren klasiği olarak sezonun ilk bölümünü ölü geçirdi.Burada sezonu McLaren açısından zora sokan faktörlerden biri de tabiki Red Bull'un 2010'dan daha da domine bir otomobille çıkagelmesi ve Ferrari, Mercedes gibi takımların Red Bull'dan puan çalamamasıydı.Tüm bu olumsuz tabloya rağmen takımın 2011'de ki şampiyonluk umutlarını söndüren tablo bambaşkaydı aslında.
Lewis Hamilton'ın Formula 1 kariyeri boyunca gösterdiği en silik performansa tanık olduk bu sene.Ancak sezon başında tamamen adanmış bir Hamilton, sezonun orta bölümünde hızla dibe çakılırken takımın bu süreci beklenmeyecek kadar kötü yönetmesi de işin üstüne tüy diken faktördü adeta.Bitecek olan sözleşmenin yenilenmeme fiyaskosu, Hamilton'ın yeni menajerlik şirketi seçimi ve trajikomik Nicole vakası bunlardan sadece bir kaçıydı.Ve takım tüm bunların üstesinden gelmek adına pilotuna doğru desteği verebildiğinde sezon açısından havlu atılmıştı zaten.
Tüm bu garip tablo içerisinde olmayan ve aslında bu tablo sayesinde dikkatimizi kendisine daha rahat verdiğimiz, 2009 şampiyonluğundan daha değerli bir ikincilikle sezonu kapatan Jenson Button çarkın doğru çalışan tek dişlisiydi.İngilizler de dahil olmak üzere tüm F1 fanları(ve Ben de) Jenson hakkındaki fikirlerini değiştirmek durumunda kaldılar.Agresif yarış stiline prim veren bir F1 izleyicisi olarak açık konuşmalıyım ki Jenson bana hesap yapılarak kazanılan yarışların aslında ne kadar da değerli olduğunu gösterdi.İnanılmaz istikrarı ise belkide tüm gridin ötesindeydi.Ve bunların yanında genç izleyicilerin yıllar sonra torunlarına anlatacağı destansı Montreal galibiyeti 10 yıllık bir F1 izleyicisi olarak canlı izlediğim en inanılmaz yarış ve en büyük zaferlerden biriydi.
Sonuca bakacak olursak McLaren tüm bu yanlışlar ve doğrular dengesi içerisinde bulunduğu yerden fazlasını kazanabilecek kadar iyi değildi.Ama Jenson Button'ın gerçek potansiyelini görmeleri ve Lewis Hamilton'ın yanlışlarıyla olgunlaşacağını hesaba katarsak takım bu kötü sezondan karlı çıktı diyebiliriz.


Murat Özkurt
Ferrari, Mercedes ve Lotus Renault bölümü yakında...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder